Assyriska kvinnoförbundet i turkiskmedia

Torsdag 7 september 2017

Bin yıllardan beri kendilerinin olan malları iade edilene kadar meydanlara çıkacaklarını, konuyu uluslararası toplum, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gündemine getireceklerini söylüyorlar.

Asuri Kadın Federasyonu, İsveç’te yaşayan Asuri-Süryani kadınların en kitlesel örgütü. Federasyon Başkanı Nursel Awrohum, İkinci Başkanı Samira Gergeo ve Yönetim Kurulu Üyesi Nahrin Zalin ile gasp edilen Süryani mallarını, Süryanilerin geçmişte ve günümüzde karşı karşıya kaldıkları sorunları ve taleplerini konuştuk.

Midyat’ta dünyaya gözlerini açan Nahrin Zalin, genç yaşta topraklarını göç edip İsveç’e yerleşmek zorunda kalmış. Kendisinin topraklarını terk etmesinin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen demokrasi alanında ilerleme yerine gerileme yaşandığını, ifade ve insan hakları ihlallerinde artış yaşandığını gözlemlediğini söyledi.

‘KADINLARIN YAŞAM TAZLARINA MÜDAHALE EDİLİYOR’

AKP hükûmeti dönemde kadınlar üzerindeki baskıların arttığını ve kadınların yaşam tarzlarına müdahale edildiğini söyleyen Zalin, “1960’lı yıllarda kadınlar modern giysilerle gezebiliyor ve saldırıya uğramıyorlardı. Ama Asuri kadınlarına eğitim sisteminde, iş yaşamlarında inanç ve etnik kökenlerinden dolayı baskı yapılıyordu. İsteyen başörtüsü taşımalı, isteyen daha modern giysilerle kaygı duymadan yaşayabilmeli. Farklı yaşam tarzına sahip olduğu için kadınlar dışlanmamalı dedi.

Kadınların yanı sıra muhalif kesimlere yönelik baskıların giderek arttığına dikkat çeken Zalin, “Din politikacılar tarafından bir araç olarak kullanılıyor. 6 milyonun iradesini temsil eden HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş temelsiz suçlamalarla cezaevine tutuluyor” şeklinde konuştu.

‘SÜRYANİLERİ TOPRAKLARINDAN KOPARMAK İÇİN SİSTEMATİK BASKI YAPILIYOR’

Narin, Türkiye’de kalan az sayıda Asuri-Süryani üzerindeki baskıların arttığını, Türk devletinin bölgede yaşayan Süryanileri topraklarından koparmak için planlı ve sistematik baskılar yaptığını belirterek, “Sürekli olarak Türkiye’nin yüzde 99,9’un Müslüman olduğunu tekrarlıyor; tek vatan, tek bayrak ve tek milletten söz ediyorlar. Müslüman olmayanları ve diğer azınlık halkları görmezden geliyorlar” dedi.

Nursel Awrohum, inanç, dil ve kültürlerine saygı gösterilmediği için Asuri-Süryanilerin 1960’lı yıllardan itibaren topraklarını terk etmek zorunda kaldıklarını, Türk devleti ve bölgedeki Kürt aşiretlerinin toprak ve mallarını aralarında paylaştıklarını belirttikten sonra şunları kaydetti:

“Mor Gabriel Manastırı 3. yüzyılda inşa edildi. O zaman oralarda ne Türkler ne de Kürtler vardı. Şimdi son kalan mallarımıza ve kültürel değerlerimize el koyarak bölgenin yerli halkı olan bizleri köklerimizden tamamen koparmak istiyorlar. Bölgede bize ait, Asurileri çağrıştıran ne varsa yok etmek istiyorlar. Yapılanlar çok üzücü. Farklı halk, kültür ve medeniyetlerin bir arada olması bir ülke için zenginliktir. İsveç’e bak. Dilimizi, kültürümüzü geliştirmemizi özendiriyor, para yardımında bulunuyor. Çocuklarımız okullarda ana dillerini öğrenebiliyor. Bin yıllardan beri yaşadığımız topraklarda Türkiye’de neden bu haklara sahip değiliz?”

Türkiye’de ilerleme yerine büyük bir gerileme olduğunu gözlemlediğini söyleyen Awrohum, gözlemlerini “Her alanda, insan hakları, basın özgürlüğü, giyim-kuşam, inanç özgürlüğünde gerileme var. Televizyon kanallarına bak. Rejim ve devlet propagandasından başka bir şey yok. Bütün kanallar böyle. Muhalif kanalların hepsi kapatıldı. Artık Türk televizyon kanallarını izlemiyorum” ifadeleriyle dile getirdi.

‘TÜRKİYE GERİYE DOĞRU GİDİYOR’

Qamişlo doğumlu Samira Gergeo ise, dinin devlet yönetiminde ağırlığı arttığı için Türkiye’de gelişmelerin geriye doğru gittiğini, hak ihlallerinin arttığı değerlendirmesini yaptı. Benzer gelişmelerin Suriye, Irak ve diğer Ortadoğu ülkelerinde de yaşandığına dikkat çeken Gergeo, “Herkesin Müslüman olmasını istiyorlar. Şimdi Lübnan’da cuma günlerini tatil günü yapmak istiyorlar. Demokrasiyi geliştirmek yerine dini esasları temel alan uygulamaları getirmek istiyorlar” diye konuştu.

“Çocukluğum Halep’te geçti. O zaman insanlar arasında din ve etnik köken ayrımı yapılmıyordu. Benim başı kapalı Müslüman arkadaşlarım vardı. İnsanlar birbirlerinin din, inanç ve kültürlerine saygı gösteriyordu. Şimdi durum tersi. İnsanlar din, mezhep ve etnik kökenlerinden ötürü dışlanıyor, katlediliyor” diyen Gergoe, Suriye’de Asuri-Süryaniler üzerindeki etnik ve dini baskıların arttığına dikkat çekti.

‘MALLARIMIZ İADE EDİLENE KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Awrohum, AKP’nin 50’nin üzerindeki manastır, kilise ve mezarlığı gasp etmesine Asuri kadınlarının sessiz kalmayacağını vurguladıktan sonra, “Yapılanlar insan ve mülkiyet haklarının ihlalidir. Devlet bin yıllardan beri bizim olan arazilere el koyamaz. Asuri-Süryani örgütleri olarak AKP hükûmetine bir mektup yolladık. Eğer taleplerimiz karşılanmaz ve el konulan mallarımız iade edilmezse Avrupa Birliği, UNESCO, Birleşmiş Milletler’e başvuracağız. Halkımız Avrupa’nın tüm ülkelerinde meydanlara çıkacak. Mallarımız iade edilene kadar mücadelemiz sürecek” diyerek kararlılık mesajı verdi.